Merhabalar,
Sizlere gecenin bir körü evimde üzerinde üç kupa kahve ve bir şişe su bulunan masamdan yazıyorum. Algım anlaması zor şeyleri okumaktan biraz ağırlaşmış. Akademinin bana kazandırdığı didaktik üslubumu biraz yontabilmek için yazıyorum bu yazıyı da. Bazen, bilhassa gecenin bu saatleri dünyayı kurtarabilirim sanrısına kapılıyorum. Önemli zannediyorum kendimi ve uğraşlarımı. Yalnızca benim için değil, dünya için. Öyle olunca her şey biraz meşruiyet de kazanıyor tabi.
"Bir şeyi 6 yaşında bir çocuğa anlatamıyorsanız siz de anlamamışsınız demektir" diyor Feynman, Sema Hoca da bir mimarlık teorisi dersinde söylemişti de öyle öğrenmiştim. Ertuğ Uçar çizgilerle ifade ediyordu kavramlarını. Bu insanlar zihnimde aynı mahallenin insanlarıydı. Biliyor olmanın kibri yoktu. Öğrendikçe özgüven kazanmıyorsun ne tuhaf. Ezildikçe eziliyorsun koca bilgilerin ardında. Bülent Hoca'da dersinde söyledi, "Bu dersten daha cahil hissederek çıkarsanız, ders amacına ulaşmış demektir." Esprili söylüyorlar onlar ancak ben, galiba mizah duygumu kaybediyorum haftada bir stand up izlemezsem. Keşke içeri atmasalar komedyenleri kaynak açısından oldukça sınırlılar zaten. Gülmediklerimi cimere şikayet edemiyorum ben, ya bir sonraki şakalarına gülersem?
Nezaket dolu sözlerle, kim daha aşağı eğilecek diye bel fıtığı olurken bürokrasi, ben koşar adım geçiyorum yanlarından. Ben daima koşarım, çocukken koşamadığımdan. Düz tabandım ben, sekemezdim de. Sonra annem devreye girdi tabi, titizlikle takip altındaydım. Neyse ki orta okulda koşabilmeye başladım. Ben bunu niye anlattım? Beni koştururken görünce şaşırmayın diye. Hem neden asil insanlar hep ağır olur diyoruz anlamadım. Açıkçası kapladığım alanda mekansal bir iktidar kuruyor olabilirim pekala, birazcık geçici de olsa. Dördüncü boyuttan düşünün, koşarsam daha fazla yer kaplarım hem sokaklarda.
Açıkçası yorucu, doğru üslubu aramak durmadan. Selam diye mi başlamalıyım mesaja Merhaba mı? Hangisi daha modern? Bir temenni iletildiğinde de inşallah dememek gerek. Seküler insanlar önemli işlerini Allah'ın iradesine bırakmaktan galiba pek hoşlanmıyorlar. Mrs. diye başlayamam kadın evli bile olsa maile ayıp, en iyisi Dr. diyelim. Ay doçentlik almış mı ona da bakmak lazım şimdi. Arkadaş selam verdik borçlu çıktık yine. Hocam desem, en temizi, anlamaz ki Türk değil, ben de ODTÜ'lü değilim. Bu hocam lisans dönemi çok hayat kurtarır. Güzel bir flört savar. Resmiyeti seviyorum tabi ki ama insan bazen de kendine çarpıp geçen birine "Napıyon lan?" demek istiyor. Her zaman değil, nadiren. Özellikle ben neşeli hızlı yürüyüşlerimi yaparken ve de o dönüp "Ay kusura bakmayın" dememişse. Tüm bunları okuduktan sonra benim overthinker olduğumu düşünürseniz yanılırsınız.Hatta ben underthinkerin- kıt kanaat düşünen. Bakın mesela ilerleme kat ediyorum ve over'in direkt tersini alıyorum size. N'apim, tabiatım böyle...
Neyse ya öyle işte. Annesinin bir tanesini whore görmesinler. Doğrusunu sizin için araştırdım underthinker doğru bi kavrammış. Direkt Türkçe'ye çevirsem kıt fikirli derdim. Şu düzey bi iletişim, tüm dertlerimi çözer:
https://www.instagram.com/reel/DJL8SNboeDQ/?utm_source=ig_web_copy_link&stkn=NTc4MTIwNjQ2YQ==