Monday, 20 April 2020

Yaşam Dansı

Çember ?


Sahnenin ortasında bir başına buluyorsunuz kendinizi. Dönüyor,zıplıyor,koşuyorsunuz. Bir çember beliriyor sonra. Dönme tutkusunu hissederken içinizde, korkuyorsunuz bu pervane olandan. Sakınıyorsunuz başta. Bilmediğiniz, her yeni şeye duyduğunuz korku ve endişe var içinizde, çemberi hayatınızda ilk kez görmüşsünüz. Nasıl çalıştığının merakındasınız. Onu taklit ediyor,onunla dönüyorsunuz.İlk temastan sonra yavaş yavaş teslimiyet başlıyor, o dokunduğunuz şeye bir anda tüm bedeninizle kapılıveriyorsunuz. Onunlayken başınız daima dönüyor, bakışınız daima değişiyor. En başından beri peşinde olduğunuz eylem ve tutku, elinizin altında. Çemberle dans etmeyi artık biliyorsunuz. Ayaklarınızın yerden kesiliyor, yer çekimi farklılaşıyor, algı dünyanız tepe taklak. Bazı anları sarsıcı, belki korkutucu.Bir süre sonra yıprandığınızı fark ediyor,bırakıyorsunuz. Hayat pekala onsuz da mümkün diyorsunuz. Ama anılar, hisler asla eskimiyor,azalmıyor. Çemberle dönmenin, yaşamanın ne olduğunu tatmışsınız, onsuz bir şeyler eksik, yetmiyor. Yenisine yeltenirken kuşkulusunuz. Ne kadar yorduğunu, bazen ne kadar acıttığını biliyorsunuz. Tanrı'nın insana lütfudur unutmak, zamanla da acıları unutuyorsunuz. Yeni bir delilik yapıp, yeniden kapılıyorsunuz. Ve bu kez daha dengeli düşüyorsunuz. Daha güzel yeniliyorsunuz. Eninde sonunda, her şeye rağmen, çemberin içinde kalıyorsunuz.

Yaşamınız daima değişse de, hisler aynı kalıyor.
Bir kişinin, bir sevdanın, bir güvenin ya da bir ağrının,
nasıl hissettirdiğini unutmuyorsunuz.

Aşağıdaki dansı izleyin. Çember metaforunu yavaş yavaş, soft müziğiyle,
Hayat içinden keşfedin!

Şiirsel Anlatımlar

Kuşandım Kuşkumu

Elimi eteğimi çekip dünya telaşından
Bir gece ansızın farkına varıyorum.
Ezilmiş etlerim ve örselenmiş ellerimle ben
Bugün en çok kendime şefkat duyuyorum.
Çocukluğumu ve yalnızlığımı anımsıyorum.
Bir yere yetişmezken ne dakiktim
Ne ihtiyatlı ilerlerdi saatim,
Anı yaşamaya çalıştığımda
Akışa hiç kapılmadığımı fark ettim.
Ne çok şey yaşadım ve kaydettim
Oyunu kurmaya çalışırken dışında kalıyor,
Gülmüyor, eğlenmiyor, ebelenmiyor insan.
Birine güvenmeye çalışırken,
Teslimiyetiyle yüz göz oluyor daima,
İnanmak için çabaladığınız her şey;
Yalnız çabasıyla kalıyor.
Tökezliyor,
Zamanla içinizi kemiren kurtçuklarla
Sevmediğiniz akrabalarınız aranızdaki
O lanetli ve isteksiz ahbaplığa 
Benzer bir diyalog kuruluyor.
Kuşku, insanı ayakta tutuyor.
Tek sorun,
Uykunuz geliyor,
Yoruluyorsunuz,
Göz altlarınızdan okunuyor,
Tükeniyorsunuz.
..Ve Yine
Kuşku insanı ayakta tutuyor.

Tuesday, 14 April 2020

Kadın Olmanın Dayanılmaz Hafifliği


Selamlar veriyorum
Aynı dünyada yaşadığımızı sandığım insanlara,

Sıcacık, içimden gelerek kucaklıyorum

Yaşım henüz küçük,

Henüz çocuk.

Serçe parmağıma bağlayınca

Çözülüyor düğümü balonumun

Saçlarım toplanıyor ama

Çabuk bozuluyor, annem kızgın.

Elbise altına giydiğim çorap hep biraz yırtık,

Pantolonlarımın dizleri hep iz yapmış

“Yeni bir şey dayanmıyor” diye kızıyor annem

Bayramlıklarım hep dolap üstü

Bazı güzel oyuncaklarım da...

Çok konuşuyorum diye misafirler gidince kızıyorlar

Cilveli olmak iyi değil diyor babam

Yaşım altı, yaşım çocuk.


Birine ilgi duyuyorum ve çınlıyor kulaklarım

“Aman kızım, aman sakın!”

Yaşım onlarda,

Ya da yakın.


Spor müsabakaları var okulda

Annemlerden aynı uyarı

Yeni yeni kadın oluyorsun tabi

Erkek akranlarım meraklı

Yaşım on dört,

Ya da ona yakın


Bir gün fark ediyorum

Yaşım arttıkça da artıyor kaygılarım.

Kadın olmanın dayanılmaz hafifliğini

Her yaşımda ziyadesiyle tadıyorum.

Çocukluğumdan beri oynayamadığım her oyundan,

Katılmadığım her spordan

Cesaretimi toplayıp kabul edemediğim her tekliften,

Yaptığım saçtan, taktığım şaldan

Giyindiğim her lanet kumaş parçasından

Didik didik eleştirilerek, iğrenç bakışlarınızla

Neredeyse her yaşımda

Kadın olduğumun farkına varıyorum.

Ben kendimin çocuk dahi olduğunu fark etmezken

Kadın olarak doğmanın lanetiyle kalıyorum.

Sokak ortasındaki çekingesiz tavırlarınızdan

Bana sormadan kurmaya çalıştığınız tensel temastan

Laubali hitaplarınızdan
Sürekli sakınmak,

İnandığım dinin kılıfında dayattığınız

Her alçak ve mağdur role inanmak

Korkuyla biber gazı taşımak

Beni ciddiye almanız için hep biraz ciddi olmak
Sadece varım diye,

Bunları yaşamak zorunda bırakılıyorum.


Birilerinin acısını,

Birilerinin hayat mücadelesini anlatınca

Konuştu yine “Feminst!” Oluyorum.

Kapanıyorum “dinci” oluyorum

Açılıyorum “kafir” oluyorum

Ey bu durmadan konuşan kalabalık

Ben susunca da yok sayılıyorum!


Ben çok şey öğrendim sizden

Artık sadece bir şey var bildiğim,

Ona uyuyorum.


Susmuyorum.
Susup da insanlığımdan olmuyorum.

Öteki taraf olmak zorunda
Ben biraz da SADECE
İnsan olmak istiyorum.



Monday, 6 April 2020

Şiirsel Anlatımlar

Savaş Sonu Düşü

Bir sabah güneş doğarken,
Burnumu yüzüne sürerek,
Dudaklarımı ellerinde gezdirerek,
Saçlarımı emrine serip
Tüm dünyanın sesini keserek
Seveceğim seni.
Kirpiklerinin kıvrımlarında dolanırken,
Sabahında güçlü uyanma mecburiyetinde bulunmadan
Bir çocuk gibi karşında
Uyku mahmurluğuyla
Sessiz sedasız fısıldayacağım.
"Bitti savaş,biz kazandık."
Omuzlarımı yaslanman,
Göğsümü ağlamam için açacağım.
Sana dost olmanın sükunu ve onuruyla
Güç abidesi yaşlı gözlerine bakarken
Gurur duyacağım.
Dayatılan her duygu ve durumdan ırakta
Elalem görse ayıplar dediğimiz anlarla
Şuncacıktan getirdiğin korkular,sancılarla
Yaslan göğsüme, ağla.
"Erkek adam ağlamaz,
Dik dur, az konuş, ağır ol"
Gibi tabularla
Benim ülkemde vedalaş sevgilim.
Senin en çok çocuksu,
Sevecen ,samimi yanını severim.
Dışarda nasıl olursan ol
Kapıdan girerken;
Ayakkabılarını çıkar,
Paltonu çıkar,
Şapkanı çıkar,
Gardını indir,
Zırhını çıkar.

Artık biz bizeyiz.
Şimdi hoşgeldin.

Artık ayıp da değil söylemesi
Ben seni çok bekledim.

Saturday, 4 April 2020

Şiirsel Anlatımlar



Kendimi hiç kimsenin bilmediği
Burunlarının ucunda da olsa görmediği
Bir yerde ve saatte,
Düşmenin o acı tatmini ve yalnızlıkla
Bir başıma ve huzur içinde buluyorum.
Acı dolu bir sükun ile,
Yenik düşmeyi bana yakıştıramayan
Her küçümseyen bakışı
Umursamaz bir tebessümle karşılıyorum.
Bende bir karşılığı olmayan
Emir ve görevlerimden aykırı çığlıklarla
“Bir kere oluyor!”  dedikleri her merasimden
Duyduğum bulantı ve bıkkınlıkla ayrılıyorum.
Kendi meselelerimi halletme kaygısıyla çekildiğimde
Aniden çıkarıldığım köşemden
Başkalarıyla diyalog kurmanın
Bu sınırlı müsaitliğini yakalama telaşıyla buluyorum.
Bir yere kaçmıyor ki kendim
Sonra yüzleşirim, ahmaklığından
Kemiklerimin tamamı kırılırcasına utanıyorum.
Duyduğum tüm yabancı öfkelerin
Tek muhattabının kendim olduğunu anlıyorum.
Hep içimde olduğundan  emin olmanın
Hoyratlığıyla ertelediğim kendimi
Küskün buluyorum.
Her zamankinden öfkeli.
Hırçın ve anlatmıyor derdini
Öpüyorum en tatlı anılarından
Sarıyorum kollarımla örselenmişliğini
Ancak kar etmiyor, affetmiyor beni.
Aynada denk gelmemek için çabalıyorum artık.
Pişmanlığımdan yumuşamayacak kadar kin dolu gözleri
Bir ezilesi böcek muamelesi
Ümit kesmişlik var içinde, hissediyorum.
Hakkı var nefretinde,
Hiç onun için yaşamamış olmanın hüznü
Yılların ertelenmişliği var.
Onu çekip çıkarmamı umduğu bir çift kuyuda
Ellerini uzatıp bedenlerce beklemişliği
Başkalarına havale etmemin kırgınlığı var.

Beni affetmezsin,
Seni ait olduğuna uğurlarken,
Koyu kırmızı bir sızıntı çizerim.
Bir saat sürmez gidişin.
Son karşılaşmamızı heyecanla bekler
Örselenmiş her ilmeğinden öperek,
Seni son kez incitiyor olmanın gururuyla
Bu kez ertelemeden severim.


Thursday, 2 April 2020

Hayatın Müzikal Anlatımı

Haluk Bilginer / Şekspir Müzikali
Shakespeare'in eserlerinden derleme tiradlarla, onun hayatını anlatırken esasında tüm hayatı anlatan, Haluk Bilginer'in muhteşem performansının yanında Evrim Alasya,Selen Öztürk, Zeynep Alkaya ve Tuğçe Karaoğlan'ın da sahnede göz doldurduğu, izlemesi çok keyifli bir eser. İlk fırsatta, tadını çıkara çıkara.
İyi Seyirler!



Şiirsel Anlatımlar

Yenilgiler Anısına

Bir şeyler eksik,
Eksik işte.
Neye benzediğini,
Ne olduğunu bilmiyorum.
Kayıp mı ettim,
Hiç sahip olmadım mı,
Bilmiyorum.

Sıkışıyorum herkes uyurken 
Şehrin hiç fark etmediğim kuytularına
Göğsümün sol yanında bir deli ısrar,
İzin versem bugün gidecek her yerden
Sıkışıyorum korkulu ayrılıklarıma,
Hevesiyle gömülmüş tanışma buluşmalarıma
Artık hatırlayamadığım anılarıma.
Ne eksik, Tanrım!
Lütfen tamamla beni.
Acı bana.
Biliyorsun meseleyi,
Gece boğamızdan kedersiz geçmeyen keyfi,
Hepsinden ağır bu kez kuşkum ve hüznüm,
Senden bir beyaz elbise,
Yanından yer istiyorum.
Yalvarırım, 
Bu gece.
Yetiş bana.
Meşgulsen sorun değil,
Hazırlığım tamam,
Ben geleyim yanına.