Wednesday, 18 March 2020

Habersiz Tanışıklık

Yine gün ağarmaya henüz varken, gün içinde fark etmeden içerlediklerimi karşıma oturtup yazıyorum. Birilerine benzemenin tatsız alışkanlığından sıkılmış banel hisle ve biraz hüzünle doluyum. Yaşça benden büyük ve hayranlık duyduğum her insandan gençliğine benzetilme ritüelini aşmış, onlarca muhtemelen iltifat olan bu sözleri gün içinde olağan karşılasam da gece sorgulağım bir aralıktayım. Ah ne çok duydum: "Sende gençliğimi görüyorum!" Bu akşam oturdum ve derledim hepsini. Ortak yönleri nelerdi, bana bir his beslemişler miydi, kaç yaşındalardı ve en mühim soru; bu cümleden sonra benden ne beklemişlerdi? Bunu önemsiyorum çünkü aslında hepimiz, beklediklerimizin ifadesiyiz. Birine hoşlandığımız ve baktığımızda örneğin; hoş bulduysak karşılıklı olması temennisiyle göz teması bekleriz. Anne ve babamızdan sevgi, onay bekleriz. Bir bebekken dahi bu böyledir.Sosyal iletişimi var olduğumuz andan itibaren kurma iç güdüsüyle, gösterdiğimiz her çabanın karşıda bir cevap oluşturmasını bekleriz.
Gel gelelim benim bu daimi ikinci el gençliğim, beni özel hissettirmeyen, sıkan ve yoran, fazla realist bir tarafa evrilmeye başladı. Sonra fark ettim ki bu insanların hepsi, kastettikleri gençlikte şiir yazmış ve okumuş, dünyada bir şeyler değiştirmeye uğraşmış ve şu an, gözlerine bakar bakmaz okuduğum yorgunluklarıyla oturmuş kalmışlardı. Bohem durur, buruk ve kısa güler, mutlu olduklarına bir saatten fazla inanamazdınız. Henüz tazecik, bir çocuk neşesiyle girdiğim her anımda bana imrenerek bakmaları ondandı. Onların da gençliği benimkine yakındı, belki de aynıydı. Beni severken esasında gençliklerini sevmişlerdi. Bugüne bugün ben, henüz 20 olmuştum. Enteresandır ancak 24'ünde birinden de duydum bunu, 65'inde birinden de. Kadınından da duydum, erkeğinden de..
En çok annem ve babamdan duydum ama. İkisinin de birbirinden farklı olan gençliği, bende ortak bir paydayla birleşiyor, onlarsa öğrenilmiş çaresizliklerinin korkusuyla bu pamuklara sarmak istedikleri yavrularını durmadan uyarıyor, aynı keşfin yıpranma payına prim vermiyorlardı.
Ancak bir arsız huydur bu gençlik, ilerim öyle galiba deyip bırakmadım hiç. Çünkü 65'inde biriyle akran hissettiğim de olmuştu benim. Koruyabildiğim sürece içimde, kendi takviminde açmalı ve solmalı dallarım.
Demem odur ki başta tedirgin olsam da bundan artık anlıyorum, bende gençliğini gören ve muhabbet duyan herkese teşekkür ederim.Bazılarımızın hamurunda aynı neşe, aynı keder ve aynı arsız merak var demek! Anlaşılan aynı kapta yoğrulduk, bu ani tan(al)ışıklık ondan demek!

Yazı Sonrası Dinlenmeli ↴
https://www.youtube.com/watch?v=uy0ePmHdFgQ

No comments:

Post a Comment