Sunday, 31 January 2021

Neden Açıldım?

 Öncelikle Selamlar,

Bu bloga denk geldiğim işler ya da üretimlerin bende bıraktığı duygular aktarıyorum uzun zamandır. Epey kendi halinde bir blog yani burası, okunma kagısı da yoktu, bu yazıya kadar. Samimi itiraflara yer vereceğim, yazı sonrası benimle özel olarak konuyu konuşmak isterseniz seve seve iletişime geçerim.


Yazıyı 2 bölüme ayıracağım, 

açılmak fikri aklından sık sık geçenler ; 

açılmak hususunda fazla teşvik edici ya da baskılayıcı davrananlar.

1.Açılmak mı istiyorsun?

Şimdi diyeceksin ki kızım sen zaten açıldın, kendine yandaş mı arıyorsun? Hepimize özgür olun, kendinizi bir kalıba sığdırmayın, nasıl mutluysanız öyle yapın mı diyeceksin. 

Cevabım çok net: Hayır.

Ne ile ya da nasıl mutlu olduğunuz konusu tamamen sizi ilgilendirir ancak bu açılma mevzusunun inanılmaz özendirici bir yerde olduğunun farkındayım, hatta buna pay koyanlardanım. Eğer yaşam tarzınızı değiştirmeyecekseniz(ki bu da çok saygıyla karşılanabilecek bir şey) : açılmayın. Instagramda gördüğümüz tarzlar ve hayatlar, üzerimize oturması mümkün olmayan kıyafetler gibi. Sürdürülebilir değil. Kendinize ve değerlerinizle ne kadar çatışırsa çatışsın, kullanmaya ve hatta ekmek dilenircesine bir köle gibi tapınmaya devam ediyoruz. Ya üzerinize yapıştırılan etiketler? Bazen bir ortamda uyum sağlamış olduğunuz için takdir almak, açık olsaydınız "relax" diyecekleri tarzınıza kapalıyken "paspal" denebileceği, entelektüel olduğunuz ya da buna gayret ettiğinizi herkesten çok efor sarf ederek ispat etmeye çalıştığınız, yaptığınız her eylemin her davranış ve hareketin durmadan yargılanması, engel olamadıkları küçümseyici bakışlar, iş başvurularınızın reddi... Bunlar kolay şeyler değil. Bu şekilde yaşamak inanın bana hiç kolay değil. Arkadaşlarınızın açık halinizi görünce hoyratça "Açıl ya!" demesi, sizi gerçekten sevip "Bundan mutlu olacağından emin misin?" diyen bir Allah'ın kulunun olmaması, etrafınıza hep şakşakçı toplamış olmanız rezaleti...

Yani demem o ki gerçekten zor olduğunu biliyorum. Defalarca kez yaşadım. Eğer açılmak isteme sebeplerin bunlarsa çözümün açılmak olmadığını bil. O aldığın tepkilerin de eğitimle ya da gittiğin şehirle bir ilgisi yok emin ol. Bu tamamen kalp meselesi, anlayış ve kucak açabilme meselesi. Bazı insanların kavrayışları seni değerlerin için öteleyebilmeyi makul buluyor. Çoğu kez o insanların ötekileştirici bakışlarıyla mücadele etmek zorunda kalıyorsun. Ama işte samimi olmak gerekirse, ihmal ettiğin kendine saygın ve çizdiğin sınırların; sana vicdan azabı ve kırgınlık olarak geri dönüyor. Başka insanların onay ve takdirini almak, kendi özgür tercihlerini yaşayamadıktan sonra hiç de esprili değil. Zannettiğimizden çok daha kolay manipüle ediliyoruz ve aslında bakarsan farkında bile değiliz. Burada önemli olan bir kaç parametre var, mesela arkadaşların, ailen, takip ettiğin influecerlar... Senin ve sınırların konusunda ne kadar hassaslar, ilk olarak bunu tartmanı öneriyorum. Eğer konu hakkında konuşmak istersen iletişime geç lütfen.


2.Kapalı Arkadaşlarımıza Karşı

Gerçekten fayda sağlamak istediğiniz insanlara kendi elinizdekini değil, onun ihtiyacı olanı vermeniz gerekiyor. Doğru olan biraz böyle bir şey. Yani açık fotoğrafını görünce "Of çok güzelleşiyorsun açıl!" denmez, ona kapalıyken çirkinleştiğini ima etmektir bu. Ya da açılınca "Sende aslında güzelmişsin!" Bunlar iltifat ettiğinizi düşünerek söylediğiniz ancak hiçbir anlamı olmayan şeyler. İmaj değildir, imaj değiştirmişsin tebrikler denmez. Hele hele yol ortası öyle tepeden "Niye yaptın?" hiç denmez, bu konu hassastır ve bir zahmet sizin geçici merakınıza meze olamayacak kadar önemlidir. İşin özü, kimse sizden tepki beklemiyor. Eğer yakın arkadaşıysanız, onun gerçek isteğinin bu olduğundan emin olmaya çalışın, uyarın. Bu alan ihlali değildir, bu değer vermektir. Her hatanızda yanınızda olan insan dostunuz değil şakşakçınızdır. Dostunuz sizi ve değerlerinizi bildiği için, sizi anlamak üzerine yoğunlaşır. Şu an kötü bir ruh halinde misiniz yoksa bu sizin gerçek kararınız mı, sizi buna iten ne.." bu soruların peşine düşer. Çünkü sizi bilir, sizi özünde neyin mutlu edeceğini de bilir. Yani hayatınızda size iyi öğütler veren insanlar yoksa üzgünüm ki fazlasıyla yalnızsınız. O yüzden birini seviyorsanız, onun değer yargılarını göz önünde bulundurarak akıl verin. Eskiden arkadaşlar bu işe yararmış, şimdi az biraz terapistler. Alana saygım sonsuz ancak şu konuya da isyan etmeden geçemeyeceğim, yahu size de deli saçması gelmiyor mu sadece eğlenmek ya da vakit geçirmek için insan biriktiriyor olmamız. Var mı biriyle tanıştım hayatım değişti diyeniniz? Yok. Çünkü öğünlük atıştırmalık hatta abur cuburlar gibi arkadaşlıklarımız. Lezzetli ama geçici,faydasız. O yüzden doydum diye kendimizi kandırmayalım. Bence dost dediğiniz kişi, siz kendinizle çatışırken dahi taraf tutmalı. Birini seviyorsanız, onun için iyi olacağını düşündüğünüz şey için savaşın. Sonunda onu kaybedecek bile olsanız. Çünkü sevgi biraz da "pragma"dır.


No comments:

Post a Comment