Dostoyevski - Yeraltından Notlar
Psikolojisinin sağlıklı olmadığını daha ilk sayfalardan anladığımız kahramanımıza biraz sempati biraz acıma duygusuyla bakıyoruz ilk bölümünde. Yazar kitabın önsözünde ilk kısma hayal ürünü, ikinci kısma ise yaşanmış olayları yazdığını söylüyor ancak ilk bölümde tanıdığınız adamın ikinci bölümde hayatından bir kaç hafta okuyoruz.Kendini üstün gördüğünü açık seçik ifade ederken; kendinden aşağı olduğuna emin olduğu insanlara kendini kanıtlama çabasında. Zannediyorum ki yalnızlığı hem benimsemek; hem de ötelemek için deliler gibi çırpınmak; dışardan umursamaz gözüküp iç dünyanızda binbir çatışma yaşamayı zorunlu kılıyor. Kahramanımız etik davranmanın erdemine inanırken,yalnızlığına öfkeleniyor daima.Etrafındaki herkesi umursamazca kırmaya çalışırken, gün sonunda istemsizce vicdanını duyuyor. Ortaya ummadığınız bir patolojk vaka ve garipsediğiniz, sevip sevmemekte emin olamadığınız bu çarpık kahramınınız çıkıyor.Beni etkileyen cümlelerinden bazılarını aşağıya yazıyorum; iyi okumalar!
"Ucuz bir mutluluk mu yoksa insanın ruhunu yücelten bir acı mı daha iyidir? "
"Sizler; korkak davranışlarınıza "ölçülü davranış" kılıfını geçirip onunla teselli buluyorsunuz."
"Ucuz bir mutluluk mu yoksa insanın ruhunu yücelten bir acı mı daha iyidir? "
"Sizler; korkak davranışlarınıza "ölçülü davranış" kılıfını geçirip onunla teselli buluyorsunuz."
Genelevde sabaha karşı yanındaki kadına;
-Ben üzüntüden geldim.Söylesene, bunun neresinde iyilik var? Az önce...Seninle...Beraber olduk... Tek kelime konuşmadık.Sonra iki yabancı olarak konuşmaya başladık. Sevişmek bu mu? Böyle mi olmalı? Kepazelikten başka bir şey değil bu.
Puşkin'in şiirinden;
"Evime başın dimdik ve korkmadan
Evimin kadını olarak gir."
-Ya sevmesi imkansız bir insansan ve sevgiyi manevi üstünlük olarak görüp baskı aracı olduğunu düşünürsen? Sevgiyi, seven insanın kendisini esir etmesi olarak kabul ediyorum.
No comments:
Post a Comment