Kendimi hiç kimsenin bilmediği
Burunlarının ucunda da olsa
görmediği
Bir yerde ve saatte,
Düşmenin o acı tatmini ve
yalnızlıkla
Bir başıma ve huzur içinde
buluyorum.
Acı dolu bir sükun ile,
Yenik düşmeyi bana yakıştıramayan
Her küçümseyen bakışı
Umursamaz bir tebessümle
karşılıyorum.
Bende bir karşılığı olmayan
Emir ve görevlerimden aykırı
çığlıklarla
“Bir kere oluyor!” dedikleri her merasimden
Duyduğum bulantı ve bıkkınlıkla
ayrılıyorum.
Kendi meselelerimi halletme
kaygısıyla çekildiğimde
Aniden çıkarıldığım köşemden
Başkalarıyla diyalog kurmanın
Bu sınırlı müsaitliğini yakalama
telaşıyla buluyorum.
Bir yere kaçmıyor ki kendim
Sonra yüzleşirim, ahmaklığından
Kemiklerimin tamamı kırılırcasına
utanıyorum.
Duyduğum tüm yabancı öfkelerin
Tek muhattabının kendim olduğunu
anlıyorum.
Hep içimde olduğundan emin olmanın
Hoyratlığıyla ertelediğim kendimi
Küskün buluyorum.
Her zamankinden öfkeli.
Hırçın ve anlatmıyor derdini
Öpüyorum en tatlı anılarından
Sarıyorum kollarımla
örselenmişliğini
Ancak kar etmiyor, affetmiyor beni.
Aynada denk gelmemek için
çabalıyorum artık.
Pişmanlığımdan yumuşamayacak kadar
kin dolu gözleri
Bir ezilesi böcek muamelesi
Ümit kesmişlik var içinde,
hissediyorum.
Hakkı var nefretinde,
Hiç onun için yaşamamış olmanın
hüznü
Yılların ertelenmişliği var.
Onu çekip çıkarmamı umduğu bir çift
kuyuda
Ellerini uzatıp bedenlerce
beklemişliği
Başkalarına havale etmemin
kırgınlığı var.
Beni affetmezsin,
Seni ait olduğuna uğurlarken,
Koyu kırmızı bir sızıntı çizerim.
Bir saat sürmez gidişin.
Son karşılaşmamızı heyecanla bekler
Örselenmiş her ilmeğinden öperek,
Seni son kez incitiyor olmanın
gururuyla
Bu kez ertelemeden severim.
No comments:
Post a Comment