Sunday, 7 December 2025

Cehennem Başkalarıdır

Merhaba Sevgili Okur,

Yazıyı Sarte'nin yazmış olduğu "No Exit (Çıkış Yok)" isimli oyununu izleyip zihnimde yankılandırdıkları üzerine yazıyorum. Oyun fazlaca saykodelik ve bitene kadar da son derece rahatsız hissettiriyor. Oyun bittiğinde eve dönüp "Neyin nesiydi bu?" diyerek Sartre okumaya başladım. Sartre'nin "Cehennem başkalarıdır." sözünü ilk bakışta anlamak zor. Nasıl yani, insan insanın kurdu mudur? Aslında hayır sevgili okur, öyleyse bile Sartre'nin kastettiği bu değil. Oyun öldükten sonra farklı günahları sebebiyle boş bir odada sonsuzluğa mahkum edilen 3 kişi ve diyalogları üzerine. Karakterlerimizin her biri, kendi cehenneminin yaratıcısı. Bu fikir öyle parlak ve keskin ki nefesimi kesiyor düşündükçe. Cehennem tasvirinde fiziksel hiçbir acı yok ona göre, hiç ateş yok işkence aletleri yok. Yalnızca insanlar var. Kendine, kendi zihinleriyle işkence eden insanlar. Oyunda üç ana karakterimiz var; Garcin, Inez ve Estelle. Önce onların karakterlerini bir masaya yatıralım. Garcin korkak bir adam ama en büyük korkusu "bir korkak" olarak anılmak. Onay arayan biri, yaşamı ve ölümü üzerine birinin ona kahraman demesine ekmek ve sudan daha çok ihtiyacı var. Cehennemde, kendisine inanan biri istiyor, korkak olmadığına inanan biri. Inez odaya Garcin'den sonra gelen kadın. Ve Garcin'in celladı, Inez oluyor. Ona bir korkak olduğunu, hayatta hiçbir şey başaramadığını avaz avaz haykırmaktan geri durmuyor. Her biri, birbirini celladı. Ama ellerinde ne silahlar ne bıçaklar var. Sartre’a göre insan kendini kendi gözünden değil, başkalarının gözüyle tanır. Bu gözler sizi kendi zihninde nasıl tanımlıyorsa, varlığınız sınırları da o kadardır. Yani cehennem, kaçamayacağın bir bakışın içinde sıkışmaktır diyor Sartre. Odaya son gelen Estelle, parası için yaşlı bir adamla evlenip, genç aşığından hamile kaldığında bebeği kendi elleriyle öldürmüş bir kadın. Beğenilmek onun için öyle kutsal ki, öyle çekici ve güzel bir kadın; varlığını bir erkeğin onu arzuladığı müddetçe sağlayacağına inanmış. Onun katili ise Garcin, onunla hiç ilgilenmeyerek, onu hiç arzulamayarak ona işkence ediyor. Çünkü Estelle buna muhtaç, kendisine biraz yanaşması için yapamayacağı şey yok. Garcin'in aksine Inez Estelle'i arzulayan bir kadın. Dünyadayken aşık olduğu kadını kocasından ayırıp onunla birlikte olan, adamı da intihara sürükleyecek bir şiddeti gözü kapalı yapan biri. Diğerlerini kontrol eden, keskin bakışın sembolü. Herkesi çözen, manipülatif, duygusal kontrolü elinde tutan biri.

Oyunun en çarpıcı önermesi bu, cehennem bir yer değil bir duygu, belki bir oluş ve siz birini kontrol etmeye çalışırken o iktidarın hırsı ile kendinize işkence edebilirsiniz. Sizi belirsizlikler içerisinde bırakarak ya da sizi yok sayarak gelen birinden hala bir cevap bekleyerek kendinize işkence edebilirsiniz. Arzulanmadığınızda kafanızın içinde varsayımlar kurup kendinizi değersiz hissederek; kendinize işkence edebilirsiniz. Kendinizi birinin bakışına ve algısına teslim etmek, özgürlüğünüzüne yapabileceğiniz en büyük ihanettir ve siz o bakışlara tabi oldukça o cehennemde de ebedi olarak yaşarsınız. Cellat kelimesi de ayrıca önemli bu sebepten, size işkence ettiğini düşündüğünüz insanlar yalnızca hükmün uygulayıcısıdır. Hüküm olmaksızın infaz da olmaz, celladınıza emri veren sizsiniz.


Kişiler, başka bakışlar bizim ilkel aynalarımız. Zamanla bu bağımlı aynaları öyle gerçek sanarız ki kendimi gerçekliğimizden değil yansımamızdan tanımlarız. Ve itiraf etmekten korkarız, gölge yanlarımız her zaman bizimledir ancak biz onları görmekten, göstermekten korkarız. Bu korku zamanla büyür, bizim özgürlüklerimizi ele geçirir. Bir başkasının zihninde makul bir zeminde kalabilmek için verilmiş o savaşın sonucu budur, her yanı örtülmüş ruhun artık tutsaktır.

İşkence çok boyutludur, tıpkı haz gibi. Yansımalarım beni görmediğinde, önemsemediğinde, onaylamadığında acı çekerim, zihnim kendini ona ispat etmenin refleksi ile kendisini değersizleştirir. Nasıl dünyaya geldiğimizde zamanla öğrendiysek her şeyin ismini, suretimizi de aynadan öğreniriz. Kaşım gözümün şeklini bir ayna yeter anlamama, ancak nasıl olduğunu bilmeye gören başka göz gerekir. Sayısız nazar akar üstümüzden, kimisi güzel der kimisi çirkin. İşte bu her bir eşyayı harf harf öğrenen cahil benliğim, en son kendini öğrenir. Başka gözlerin merceklerinde zuhur etmeden de ne denli derin bakabildiğini keşfetmeye muktedirdir. 

İşte sana evde kendi cehennemini yaratmak için gerekli olan malzemeler, her şeyi göz kararı kullanabilirsin ancak gözün bir başkasına ait olması yeterli. 

İlgisine, bakışına, beğenisine bağımlı olduğun biri bulmalısın önce, ya da birileri hiç fark etmez. O seni sevdikçe, sevilir olduğuna ikna olmalısın. Oldukça kolay eski dostum, ev yapımı cehennemin artık hazır. Kafanın içinde mahkumsun artık, çıkış yok. Bir süre sonra kendi iç sesini de başkasının sesi sanacaksın.

Özgürlüğün başkalarının aynalarından geçtikten sonra, kendi göz bebeklerinde gördüğün şey olacaktır. 


Bol şans!

Çok sarıldım.

No comments:

Post a Comment