Friday, 26 December 2025

Savaş ve Uyuşma

Merhaba Sevgili Okur,

Son zamanlarda etrafımdaki herkesten duyduğum bir söz bu; "Çok uyuşuğum, hiçbir şey yapamıyorum." Ben de öyle. Vaktimi kontrol edemiyorum. Uyumak zor uyanmak daha zor. İçimi tüketen korkularla sarılı şeffaf bir baloncuğun içine hapsoldum. Cesedi sürümek gibi. "Geldiğim bu yer, olmak istediğim yer mi?", "Sahiden ait miyim?" Diye fısıldıyor içimdeki korkularım. Evim, yani zihnim, sıcak yuvam yeni konfor alanım. Kendini yiyen o yılan gibi kendini yiyor kaygılı düşüncelerim. Ancak bir döngü olmasının aşinalığında, yeni konfor alanım. Bedeli var ama bu en aşina sıcak yuvanın, her şeyin olduğu gibi. Bir savaşın ortasında olup varını yoğunu ortaya koyan bir savaşçı, tüm gücüyle saldırdığı o sert savaşlardan çıkıp evine dönünce; savaş biter sanır. En azından ötekiyle olan cenk bitmiştir. İçinde bölünür, fikirleri çoğalır ve çarpışır. Oysa savaş bitmez. Seni ötekiyle savaştıran ilhamını bul. Seni hevesle yataktan kaldıran o kutsal düşü. Hatırla gardını sapasağlam tutup seni diri tutanı. Sonsuz bir barış uğruna olmalı savaşın, adalet uğruna, aşk uğruna. Kin olmaz, nefret olmaz. Kayboldun güzel sözlerle, asılsız methiyelerle. Seni uyuşturan küçük iğneler, seni durduran. Tanı kendini, ne rehavete sürüklüyorsa bul onu. 

Hayatta birinden, bir evden, bir işten daha önemli bir anlam bul kendine. Bu gri ölçekte seni sarıp sarmalayan bir amaç. Yeni rotalar çiz kendine. Kayboluyorsan vardığın limanlarda, yeterince etraflı çizilmemiştir haritan. Noldu vaktiyle ağladığın savaş çocuklarına? Sustu mu ağıtları, durdu mu savaşlar? Ya memleketin, erdi mi refaha, haykırdın mı tüm bu haksızlıkları. Hadi bıraktım dışarıyı, sen oldun mu artık, erdin mi? Bir ötesi kalmadı mı gideceğin ufukların? Dünya yuvarlak sevdiğim, bizlere bir bitiş olmadığını anlatmak için. Bir sonu yok bu yürümenin. 

Koş biriciğim. Koş, durmadan, yılmadan koş. Kim bu ben? Nereyi doldurur cüssem? Henüz kimseye yetişmezken elim kolun, yorma kendini demek ne de anlamsız, ne de aldatıcı bir teselli olur. Sen değilsin mesele, Dünya büyük senden. Sen rahat yatağında kıvrılırken, sen bu aylaklıkla gençliğini tüketirken kim haykıracak adaleti? Seni susturmak, sindirmek için tüm bu hikayeleri. Adalet yok, düzen yok diyecekler. Kim vurduya gidiyor bu insanlar, bir kaza kurşununa gideceksin sen de diyecekler. Öyleyse daha yüksek sesle haykır: "Bu memleket benim, bu evlatlar benim!"

Bazı geceler buluşurum sevgililerimle. Çok uzak yollardan gelirler... Seneca olur bazen, bazen Aurelius, bazen Mevlana bazen Mustafa Kemal. Bazense ismini bilmediğim eli silahlı askerlere taş atan o Filistinli gençler. Ah can dostlarım, tutun ellerimden. Sarılın bana ve anlatın zor günlerin ne mücadeleler gerektirdiğini. Sıcak evimde, elimde kahvemle düştüğüm dertlerimi hor görün benim. Ah benim canım akıl hocalarım, ne utanç duyuyorsunuzdur ben böyle üç günlük dertlerimle cebelleşirken. Zeynep Hanım şimdi gelsen, kızar mıydın bana? Ne baskı, ne zulüm dolu rejimleri bile kaleminin isyanıyla bastıran sen. 

Payott irade terbiyesinde der ki; "Uyuşukluk zihinde değil, istektedir." Uyuşukluk vakti değil efendiler! Uyuşmamız donmak üzere olduğumuzun göstergesi. Ölüyor emellerimiz, ölüyor içimizdeki ateşimiz. Bu bir yaşam mücadelesidir yoldaşlarım. Ne ufak bir üşenme ne de havanın bulanık olması meselesidir. Ölüyoruz ve üstümüze ince bezler örtüyor sevdiklerimiz. O çaputlar ısıtmaz bizi. Kalk ve koş. Hayatının son günleri belki. Vazifene sarıl diyor Seneca ne vakit dolan gözlerle koşsam ona. Ah can yoldaşlarım benim, çok uzak asırlardan yetişip tutuyorlar ellerimi. Sarılıp sarsıyorlar bedenimi. Kalk kızım, ömrünü yaşanmamış saymamak için!

Sanma ki onurlu olan bu. Bu vazifen. Haksızlığa uğrayan herkes için, Tanrı'nın rahmine ektiği tohum, yüreğine ektiği inanç için! Sıcak yatağında değil bir amaç uğruna ölebil şerefinle. Savaş bitti sanıyorsun, savaş her yerde. Cepheden kaçıp zihnindekiyle savaşıyorsun. Ne düşmanın gerçek ne de savaşın. Aldatma kendini. Yaşamına kendinden aşkın bir anlam bulamayanlar sana küçümseyerek "idealist" diyecekler. Münferit bırakacaklar gözünde koca zaferleri ve büyük kahramanları. Koca tarih onun üzerinden gelmemiş gibi. "Henüz değil." De. Henüz değil. Onlar ellerinin yetiştiği bir avuç insanla gömülürken sen gözünün önüne getir tüm o kahraman adalet neferlerini. 

Koş.
Durmadan koş.
Yılmadan koş.
Koşarken öl bir savaşta, 
Sıcak yatağında yatarken değil.

Çok sarıldım,
Çok öptüm.

No comments:

Post a Comment