Wednesday, 28 January 2026

narsistler özünde sevimlidir

Saat 4 olmuş, günün derslerini yeni tamamlamışım. En sevdiğim tahıllı ekmek bitmeye gelmiş, ona eşlikçi aldığım soslar da. Üstümü değiştirirken masanın üzerinde duran küçük fanusuma gözüm ilişiyor. Benim tatlı narsistlerim, yine çok açlar. Onları ilgi kırıntılarıyla besliyorum, fazla verdiğimde aniden şişmanlarlar. Bazıları daha yavru, bazılarıysa feleğin çemberinden geçmişler. Özünde hepsi oldukça sevimliler, fazla beslemediğin sürece. Yeterince büyüdüklerinde elini kolunu ısırabilir, canını hiç beklemediğin şekilde yakabilirler. Yavru narsistler en sevimlileri, büyümelerine daha çok var. Öyle ki kabında ilk kez gördüğü sıradan yosunlara bile aşık olurlar. Minik çaylak sizi kandırmaya çalışmaz, sadece dünya kendi arzularına paralel ilerlesin ve siz de onu yüksek sesli tezahüratlarla izleyin ister. Arzularının sonsuz olacağını sanarak büyük sözler ve büyük beklentilerle suda heyecanla dolanırlar. Onları izlerken gülümsememek elde değildir. Ah minik narsistler, yalanlarına kendileri bile inanırlar. En zararsız olanları en iyi niyetli olanlarıdır, bir gün canını yakacaklarını bilseler de o yemleri yerler ve senden yem dilenmeye devam ederler. Daha erişkin olanları ise inanmayacağın yalanları söylerken kendisi de inanmayacağını belirtenlerdir. Tehlikelilerdir ama yem saatlerini ihmal etmezsen en verimli olanları onlar olur. Eğitime en müsait olanları bunlar, mevsimsel bir narsizm döngüsü izlerler, zamanla ve olaylarla değişirler. Bir de senden habersiz diğerlerinin yemlerini yiyen büyük narsistler vardır. Onlar, eve ilk geldiklerinde öyle gözükmezler. Hamile bir denizatı gibi bir kaç gece içinde yem vermemem durumunda aniden doğurup kendi yavrularını gözünü kırpmadan yerler. En tehlikeli olan narsistler bunlardır, dünyanın en iyi okullarında manipülasyon konusunda ileri derece eğitimler almış, iyi giyimli ve teknik olarak yalan söylemeyen profesyonellerdir. Teknik olarak yalan söylemiyor demek şu manaya gelir, yalan söylediğine eminsinizdir ama ispat edemezsiniz. Kanıta ya da veriye dayalı ilerlemezsiniz, sadece sizi sonu gelmez bir şüphe içinde kıvrandırırlar. En güzel savunmaları da budur: "İspat edemezsin ve şüpheyle yola çıkmayacak kadar rasyonelsin." Sen ispat edene kadar da kural bellidir: "Şüpheden yalnızca sanık faydalanır."

O narsistlerimi beslemek diğerlerini beslemekten daha heyecanlıdır, aklınızla oynar, kendinizden şüphe ettirir ve sizi oyuna çekerler. Kan kokusu almış bir kurt gibi iz sürmeye, havayı koklamaya başlarsınız. Tüm güdünüz o narsisti suç üstünde yakalamaya evrilir, aranızdaki ilişki sevgi ya da güvenle değil, güç ve iktidarla ilişkilenir. Bu narsist koyduğunuz fanusta kalmaz, çoğu zaman taşkınlık yaparak dikkatinizi çeker ve sizi ava çağırır. Yetişkin saklambacı olan bu patolojik oyunu kazanmak mümkün değildir. Çünkü narsist yakalanmak ister. Onu suç üstünde yakalayın ve onu affedin ister. Kendinizle onun arasında bir seçim yapmak zorunda kaldığınızda bilinçli olarak daima "onu" seçin ister. Sömürülmeyi ve aşağılanmayı seçin ister. Esasında bu tipler, Aristo'nun temel gönüllülük prensipleri ile ayrı ayrı özdeşleşebilirler:

Yavru narsistler istemsiz olarak onları seçmenizi ister, ama bunun size mal olacağı sonuçları bilmezler, yalnızca zarar vermeyeceklerini umarlar (non-voluntary). Erişkin bir narsist onu seçmenizi istemli bir şekilde ister, sonuçları hakkında bilinç sahibidir, size zarar verecek olması ile ilgilenmezler. Zarar görmeniz ihtimal içerisindedir ve bu riski alırlar, sizin incinmeniz ile ilişkilenmezler (voluntary). Erişkin olmaya yakın ve görece en tehlikesiz olanlarsa eylemlerinden pişmanlık duyanlar (in-voluntary) olur. Eylemlerinin sonucu hakkında bir varsayımları olsa da sonradan duydukları pişmanlık (regression) sayesinde yavru narsistlerden (non-voluntary) ve kasıtlı bir niyet olmaması ile patolojik usta narsistlerden (voluntary) ayrılırlar.

Akıllı bir sahip, narsistleri kendisini eğlendirmediğinde, ya da manipülasyon yeteneği kendisinden daha iyi olduğunu kabul ettiğinde iki şey yapar: ya evi terk eder ya da fanusu camdan atar. Çünkü doğanın kanunu değişmez, ya narsist sahibi ya da sahip narsisti öldürecektir bu kanlı savaşın sonunda. Dolayısıyla hayatta elde ettiğimiz zaferler ve yarının planlarıyla dolu o ışıltılı ajandaların altında, kan kokusundan duramadığımız o avlar ve aldatıcı oyunlar yatar. Beslediğiniz narsistlerinizle size iyi eğlenceler canlar! Boş zamanlar için eğlenceli olabilse de uzun vadede son derece yorucular. Canınız sıkılıyorsa hayatınıza bir narsist değil fanusunuza bir balık alın, yatırım tavsiyesidir. Yine siz yemlersiniz ama en azından sizi manipüle etmeye çalışmaz ya da kendinize olan saygınızı yakıt olarak kullanıp günün sonunda sizi tüketmezler, ya da ne bileyim kendi çıkar oyunlarını size aşk diye yutturmazlar. Bu asla bir narsist beslemeyin demek de değil, unutmayın onlar her yerdeler ve siz fark etmeden fanusunuza sızmış da olabilirler. Sürpriz yumurtalarından çıkıp bir gün fanusunuzda belirdiğine sakince tadını çıkarın. Son derece oyuncu ve eğlenceli bu ufaklıkları kontrollü bir şekilde beslemekte fayda var, günün sonunda sizin ilginize ve onayınıza muhtaçlar. Her neyse bugünlük benden bu kadar. 

Kahkahanız bol olsun,

Çok sarıldım.

No comments:

Post a Comment